Çarşamba, Mart 21, 2007


Az önce TCDD internet sitesinden bir rezervasyon ya da bilet satışı yapmaya çalıştım. Havayolu şirketlerinin bile istemediği detayları soruyorlar. Savcılıktan iyi hal kağıdı, muhtarlıktan ilmuhaberi eksik sadece. Ama tüm bu işlemleri yaptıktan sonra ilgili tarihi girince hanüz o tarihe satış olmadığını öğreniyorsunuz. Hat isimleri de yanlış yazılmış, hatta göre bakmak isteseniz de o yine trenlere göre sıralıyor, daha bir kaç fırın ekmek yemeleri gerekiyor.

Pazar, Şubat 18, 2007

Flickr - Harika bir fotoğraf paylaşım sitesi

Flickr'daki siyah beyaz çalışmalarımdan bir seçki

Cuma, Eylül 29, 2006

12 Eylül Hatırası



Bir haber grubuna gelen Sabah gazetesinde yayınlanmış yazıyı 
buraya almak istedim. Bazı şeyleri unutmamak lazım.

Ergun Babahan

28.09.06-

12 Eylül faşizmi ve darbe

Şimdi bu tabloya bir bakın ve darbeye karşı olduğunu iddia edip 12 Eylül'e övgü yağdıran demokratları bir daha değerlendirin



650 bin kişi gözaltına alındı.



1 milyon 683 bin kişi fişlendi.



Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.



7 bin kişi için idam cezası istendi.



517 kişiye idam cezası verildi.



Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı.



300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.



171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.



144 kişi kuşkulu biçimde öldü.



14 kişi açlık grevinde öldü.



16 kişi "kaçarken" vuruldu.



95 kişi çatışmada öldü.



73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.



43 kişinin intihar ettiği bildirildi.



İdamları istenen 239 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.



71 bin kişi TCK'nin 141, 141 ve 163. maddelerinden yargılandı.



98 bin 404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı.



338 bin kişiye pasaport verilmedi.



30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.



14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.



30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına çıktı.



937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.



23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.



3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.



400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis istendi.



Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.



31 gazeteci cezaevine girdi.



300 gazeteci saldırıya uğradı.



3 gazeteci silahla öldürüldü.



Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.



13 büyük gazete için 303 dava açıldı.



39 ton gazete ve dergi imha edildi.



"12 Eylül rejimi, insan hakları ihlallerini sistematikleştiren ve insani hakları / insan onuru duyarlılığını tehdit eden uygulamaları hem yasal olarak kurumsallaştırmış, hem de yönetim zihniyeti içinde kalıcılaştırmıştır.



"Üç yıl boyunca banyo yapmamıştık. Derimizin üzerinde birkaç milimetrelik kir tabakası oluşmuştu. Bu kir tabakası, bit üreten bir tabakaya dönüşmüştü.



Kanımızı emen bitler yüzünden vücut direncimiz sıfır noktasına yaklaşmıştı. Bu pislik ve bitler nedeniyle apış aramızda, koltuk altlarımızda cılk yaralar meydana gelmişti. Kirlenen ve çürüyen etlerimizden iğrenç bir koku yayılıyordu.



Diyarbakır'ın meşhur sıcaklarında bile koğuşların pencereleri kapanıyordu.



Üç yıl boyunca doyasıya ekmek yiyememiş ve su içmemiştik. Bu nedenle vücudumuz mevcut yağlarını tüketmişti. Kaslarımız erimeye başlamıştı. Eritreli çocuklar gibi bir deri bir kemik kalmıştık."



"Bedenime dokunmaları bana çok korkunç geldi. Üstümü çıkarmaya çalıştılar. Epey bir itiş kakış oldu. İşkence sırasında benden bekledikleri tavrı göremiyorlardı.



'Tiyatrocu karı' diye bağırıyorlardı. Konuşmuyorum ya, rol yapıyorum sandılar. İşkencenin ne olduğunu yaşayınca daha iyi anlıyorsun.



Sonra beni karanlık bir odaya koydular, orada benim gibi sorgudan geçmiş, işkenceden kafası gözü yarılmış, ayakları şiş insanlar vardı.



Kafamı kaldırdığımda kolu kelepçeyle kaloriferin demirine bağlı, bir battaniyenin üzerinde oturan genç bir adam gördüm. Bu genç adam yakalanırken kurşun yarası almış. Bağırsakları bir poşetin içinde duruyordu.



Hastanede olması gereken o kişi orada, işkencehanedeydi ve o orada sürekli işkence çığlıkları dinliyordu. Orada içinizi ister istemez bir korku kaplıyor. Kimse 'Korkmadım' demesin."



Şimdi bu tabloya bir bakın ve darbeye karşı olduğunu iddia edip 12 Eylül'e övgü yağdıran demokratları bir daha değerlendirin.

Sabah







 

Pazar, Mart 05, 2006

Wrold Press 2006, Savaşa Devam

World Press Photo 2006 ödülleri açıklandı. Irakta savaşın devam ettiğini hatırlatan, ve bağlantılı farklılığı ile dikkat çeken iki fotoğraf:


Todd Heisler, USA, Rocky Mountain News/Polaris Images.

Honoring fallen US Marines:

2nd Lt. James Cathey's body arrives at Reno Airport

Chris Hondros, USA, Getty Images.

Young girl grieves her parents killed by

US patrol, Tal Afar, Iraq, 18 January

BU fotoğrafların orjinalleri ve diğer ödül kazanan fotoğraflar için tıklayınız

Salı, Kasım 22, 2005

Beyoğlu Tarumar!


Büyükşehehir Belediyesi bir süredir Beyoğlu'nda altyapı çalışmaları yapıyor. Güzel dokusu ve bambaşka havası ile Beyoğlu şimdi savaş alanına dönmüş durumda. Kışın bastırması ile birlikte çamur deryası haline gelen sokaklardan yürümek işkenceye dönüştü. Aynı anda bir çok yerde çalışma yapan ekipler açtıkları kazı alanlarını kapatırken geriye çamur ve pislik bırakıyor. Zira bütün yaz, yani Istanbul'un boşaldığı, sokakların çamur deryası olmayacağı aylarda yapılmayan çalışmalar kış bastırınca hangi akla hizmet alelacele canhıraş yapılmaya başlandı, anlaşılır gibi değil. Acaba bütçede kalan bir miktar parayı bitirmek için mi bu alelacele plansız programsız uğraş?


Mis sokakta yerdeki çevrenin dokusuna uygun taşların yerine kaba-saba, eski doku ile hiç uymayan çirkin parke taşlar döşeniyor. Estetik duygusundan ve planlama kabiliyetinden uzak bu ani hummalı çalışmayı neye borçlu olduklarını Beyoğlu'lular bilmiyorlar.


Mizah dünyası yeni bir dergi ile tanışıyor. Küstah 17 Kasımda çıktı. Yazarları GırGır efsanesinin mimarı Oğuz Aral'ın elinde yetişen mizahçılar. Çizerler arasında Mehmet Ersoy, İrfan Sayar, Şükrü Yavuz, arkadaşım Derya Sayın ve daha bir çok değerli sanatçı var.

İyi şanslar Küstah dergi.
http://www.kustah.com.tr/

Erguvan Kapısı - Oya Baydar

En son okuduğum kitap. İlk sayfalarında hissedilen masalsı havası sonradan türk filmlerini anımsatan basit ve klişe diyaloglar ile bozulan, ardından son yıllarda bu ülkenin gördüğü (ya da görmezden geldiği) en büyük insan katliamına değinen ama yaşamları, konuşmaları, kararları, duyguları karikatürize kukla roman tiplemeleri ile okuyucuya sıkıntı-umutsuzluk ve üzüntü den başka pek bir şey vermeyen yine de okunmasını tavsiye edebileceğim en azından yazımında belli ki büyük emek ve bilgi harcanmış bir kitap.

Stats